11 Nisan 2014 Cuma

Evliya Çelebi'nin Portresi

"Seyahatname"den elde edilen kısıtlı bilgiler doğrultusunda çizilen Evliya Çelebi'nin (1611-1682) gerçeğe en yakın portresi.



Çanakkale Zaferini Haber Veren Resmî Bildiri





Çanakkale Zaferini Haber Veren Resmî Bildiri:

“Bu gün Çanakkale Boğazı’nda sükûnet-i tâmme vardır. Ağır surette hasarzede olduğu bildirilen Irresistible ve Afrika sistemindeki İngiliz zırhlıları geceleyin boğaz medhali civarında bataryalarımızın ateşleriyle batırıldı. 
Düşmanın ağır surette hasara uğrayan diğer bir sefine-i harbiyesinin Bozcaada’ya doğru sürüklendiği teyyarecilerimiz tarafından görülmüştür. Dünkü bombardımanın şiddetine rağmen istihkâmâtımızdaki hasârât-ı maddiye hamd olsun şayan-ı hayret bir derecede azdır. Bütün bataryalarımız her daim ateşe hazır bir halde bulunuyor. İnsanca olan zayiatımız ise zannolunmaz derecede cüzidir.”

- Tasfîr-i Efkâr, 19 Mart 1915 (R. 6 Mart 1331), Nu.1384, s.1

Resim: 
"Düşmanlarımızın İki Büyük Zırhlısını Daha Batırdık."



Soldan Sağa: İngiliz'in Irresistible zırhlısı:15.250 ton



Fransız’ın Bouvet zırhlısı: 12.250 ton



İngiliz’in Afrika zırhlısı: 16.600 ton 



Aşağıda: Müşterek Fransız ve İngiliz donanmasına bir mezar olacak gibi görünen Çanakkale Boğazı'nın medhali ile boğaz müdafiilerinin kahramanlıkları sayesinde batırılan düşmanın üç büyük zırhlısı.

- Tasfîr-i Efkâr, aynı nüsha, s.1


KALEYİ DELEN ÇERKEZ DAYI



Evliya Çelebi'nin anlattığına göre, I. Viyana Kuşatması sırasında surlarda açılan bir gedikten şehre dalan Osmanlı askeri Çerkez Dayı, neden sonra içeride tek başına olduğunu fark eder ve şehit olana kadar çarpışır. Kral Ferdinand bu büyük kahramanı şehit olduğu eve defnettirir. Gâvur Sokağı'ndaki (Strauchgasse) bu evin köşesinde Çerkez Dayı'nın kılıç sallayan bir heykeli bulunmaktadır.

Kaynak: ekrembugraekinci.com

1 Eylül 2013 Pazar

Büyük Taarruz 1922'den Kareler

 
 
Büyük Taarruz'da bir Türk siperi
 
 
Bazı Türk kurmayları. Soldan Sağa: Mirliva Âsım (Gündüz), Mirliva Ali Hikmet (Ayerdem), Ferik Ali Sait (Akbaytogan), Mirliva Şükrü Naili (Gökberk), Mirliva Kazım (İnanç), Ferik Fahreddin (Altay), Mirliva Kemalettin Sami (Gökçen), Mirliva Cafer


2 Eylülde esir alınan Yunan Ordusu komutanları. soldan sağa: 4.Tümen komutanı Dimaras, 1. Kolordu komutanı Başkumandanlığına yeni tayin edilen Trikupis Kurmay Albay Adnan Bey 2. Kolordu komutanı Dighenis Diyenis, Yüzbaşı Emin



Akşehir İstasyonu'nda Türk Kurmaylar

 
Ankara Ulus15.Ağustos.1922
 

 
Ankara Ulus'ta Türk Ordusu'nun duası. 4.Ağustos.1922

 
Türk Ordusu'nun talimi 1.Nisan.1922


Türk subayları Büyük Taarruz'a hazır
 

 
Yunan makineli tüfekleri
 
 
Türk süvarileri ileri harekatta 1922

 
Yunan siperleri

 
Yunan hava birlikleri
 

30 Ağustos Zafer Bayramı

 
 
Zafer Bayramı, Türkiye Cumhuriyeti ve K.K.T.C'nin ulusal bayramıdır. Her yıl 30.Ağustos günü kutlanır. Zafer Bayramı, 1922 yılında 26.Ağustos'ta başlayıp, 30.Ağustos'ta Dumlupınar'da Mustafa Kemal'in başkumandanlığında zaferle sonuçlanan Başkomutanlık Meydan Muharebesini (Büyük Taarruz) anmak için kutlanan bayramdır. İşgal birliklerinin ülke sınırlarını terketmesi daha sonra gerçekleşse de, 30 Ağustos sembolik olarak ülke topraklarının geri alındığı günü temsil eder.
 
Zafer Bayramı, ilk defa 30 Ağustos 1923 günü Afyonkarahisar, Denizli, Kahramanmaraş, Ankara ve İzmir'de kutlanmıştır. Resmî olarak Zafer Bayramı ilân edilmesi 1935 yılının Mayıs ayında olmuştur. Zafer Bayramı, tüm yurtta törenlerle kutlanır. Devlet erkânı ve yurttaşlar, Ankara'da Anıtkabir'i, diğer illerde de anıt ve şehitlikleri ziyaret edip, Mustafa Kemal Atatürk'e, silah arkadaşlarına ve komutasında savaşmış askerlere şükranlarını sunar. Hemen hemen her yerleşim yerinde, askerî birlikler geçit törenlerine katılır. Ayrıca dış temsilciliklerde de çeşitli kutlamalar yapılır. 30 Ağustos günü, Türkiye'de resmî tatildir.
 
Her yıl, Harp Okulları ve Astsubay Meslek Yüksekokulları bu tarihte mezun verir. Tüm subay ve astsubay rütbe değişiklikleri bu tarihte geçerli olur.

Tarihi

23 Ağustos - 12 Eylül 1921 tarihleri arasında yapılan Sakarya Savaşı'yla Yunan orduları gerilemek zorunda kaldı. Bu uzun zamandır Türk ordularının elde ettiği ilk başarıdır. TBMM tarafından Sakarya Savaşı'ndan sonra Mustafa Kemal'e mareşal ve gazi unvanları verildi. Tarihin bu dönüm noktasından sonra Yunan ordusunun ve diğer işgalci güçlerin topraklardan atılma kararı alınır. Sad planı adı verilen taaruz planı ocak ve nisan aylarında iki kez ertelenir. Tarruzun hazırlıkları tam anlamıyla ağustos ayında tamamlanır. Batı cephesinin kuzeyindeki ve güney cephesindeki Türk birlikleri, büyük bir gizlilik içinde Kocatepe bölgesine kaydırıldı. İstanbul'daki cephane depolarından silah ve cephane gizlice Anadolu topraklarına getirtildi. İtilaf Devletleri tarafından tahrip edilerek kullanılmaz hâle getirilen toplar onarıldı. Yeni silahlar satın alındı. Orduya taarruz eğitimi yaptırıldı. Gazi Mustafa Kemal'in başkomutanlığını yaptığı Türk ordusu, 26 Ağustos 1922'de düşmana saldırdı. Birkaç saat içinde düşman mevzileri ele geçirildi. 30 Ağustos'ta düşman çember içine alındı. Sağ kalanlar esir alındı. Esirler arasında Yunan Başkomutanı Trikopis de vardı.
 
Bu savaş, Atatürk'ün başkomutanlığında yapıldığı için Başkomutanlık Meydan Muharebesi olarak adlandırıldı.
 
Büyük Taarruz'un başarıyla sonuçlanmasından sonra Yunan orduları İzmir'e kadar takip edildi. 9 Eylül 1922'de İzmir'in kurtarılmasıyla Türk toprakları Yunan işgalinden temizlenmiş oldu.
 
Kaynak: Wikipedia

7 Ağustos 2013 Çarşamba

Lawrence'ın Çanakkale Haritaları, İngilizleri Kurtaramadı!


 
İngiliz Ajanı Lawrence, Türklerin karşısına Arap Yarımadası'ndan önce Çanakkale'de çıktı.
Lawrence, İngiliz genelkurmayının Mısır'daki harita dairesinde Çanakkale haritaları hazırladı. Haritalar işe yaramadı ama Arap isyanının işareti olan Çanakkale tüfeğiyle Arap Yarımadası'nı karıştırmayı başardı. Çanakkale ganimeti olarak İngilizlerden ele geçirdiğimiz tüfek maalesef Arap isyanını başlatan simge oldu. Thomas Edward Lawrence'ın üzerine baş harflerini yazdığı Çanakkale tüfeğini Cemal Paşa daha sonra Arap kralı olarak Faysal'a, Faysal ise Lawrence'a hediye etmişti. Tüfek şu an İngiliz kraliyet müzesinde muhafaza ediliyor.

 
Arap isyanının mimarı, Lawrence "Arapların taçsız kralı" olarak anılmaya başlamadan önce, yine İngiliz genelkurmayı olarak çalışıyor ama bambaşka bir görev yapıyordu. Deniz harekatı ile başarıya ulaşamayan İtilaf kuvvetleri kara harekatına giriştiklerinde onlar için en hayati malzemeler arasında haritalar yer alıyordu. Ancak İtilaf Devletleri'nin aylar boyunca kullandıkları hatalı haritalar başarısızlıklarına temel oluşturuyordu. Örneğin haritalarda yer alan pusula önünde 2 derecelik sapma, en ince ayrıntılarla atılan top mermilerinin hedefin çok uzağına düşmesine sebep oluyordu. İngilizler bu hatalı haritaları aylarca kullandılar. Ta ki bizim haritalarımızı birer birer ele geçirene kadar.

 
İngilizler 19.Mayıs.1915'te Cesaret Tepesi yakınlarındaki siperde şehit bir Türk subayının üzerinde bulunan Osmanlı haritasını ele geçirdiler. Seddülbahir bölgesinin haritası da elde edilmişti. Bu haritalar Mısır'a gönderildi. Orada "Survey of Egypt" tarafından 1:20.000 ölçeğine büyütüldü. Çanakkale haritalarını bizzat büyütüp işleyen kişi oldukça çekici bir isimdi; T. E. Lawrence'tı.

Lawrence İngiliz genelkurmayı için harita hazırlayan bir teğmendi. Hazırladıkları içinde iki tane de Çanakkale haritası yer almaktaydı. İngiliz genelkurmayının coğrafya bölümünde çalışan Lawrence 14.Aralık.1914'te daha sonra "Arap Bürosu" olarak anılacak olan Kahire'deki istihbarat bürosuna harita bölümü görevlisi olarak asteğmen rütbesiyle gönderilmişti. Lawrence burada 1915 Nisan'ında Çanakkale çıkarması haritalarını kopyaladı. Hazirandan itibaren ele geçen Türk haritalarını fotoğraflayıp, çevirip, İtilaf devletlerinin bombardımanda yeniden kullanabilecekleri şekilde bastılar. Lawrence, Çanakkale çıkarmasında kullanılan iki haritanın mimarı oldu.

Kaynak: Atlas Tarih Sayı:19 Nisan-Mayıs

15 Mayıs 2013 Çarşamba

Dünyanın İlk Ambulansı (Cankurtaranı)



Dünyadaki ilk ambulans 1792 yılında savaşta yaralananları daha az kayıpla kurtarmayı amaçlayarak, Napolyon'un özel cerrahı Baron Dominique Jean Larrey tarafından yapılmıştır. Larrey, sıradan arablarla taşınan yaralıların daha fazla kan kaybettiğini ve yaralarının daha da derinleştiğini gördü. Bunun üzerine Fransız ordusunun başcerrahı Pierre François Percy ile beraber, özel bir "Cankurtaran Birliği" oluşturdu.

Birlikteki her takımda 12 ambulşans vardı. Bunlar ilk kez, Napolyon'un İtalya'ya karşı açtığı 1796-1797 savaşında görev aldılar.

İlk kez Baron Dominique Jean Larrey tarafından 1790 yılında hafif bir araba olarak tasarlandı. 1792 yılında hem Avusturya hem de Prusya ile savaşan Fransa'da, cephede yaralanan askerlerin hastaneye yetiştirilemeden ölmesi üzerine Larrey'in bu tasarımı kullanılmaya başlandı. İçerisinde her türlü donanımın bulunduğu bu araçların, trafikte geçiş üstünlükleri mevcuttur.

Kaynak: Dünyanın İlkleri